Elif Sungur, sekiz yıldır Seul'de bir kent planlama ofisinde çalışıyor. İstanbul'da mimarlık eğitimi aldıktan sonra yüksek lisans için gittiği Güney Kore'de kalan Sungur, kentin üzeri betonla örtülen derelerini yeniden açan ve çevresini yeşil koridorlara dönüştüren projelerde yer aldı. Kısa bir ziyaret için geldiği İzmir'de kendisiyle kent, su ve kamusal alan üzerine konuştuk.

Soru: Seul'ün dere projeleri neden bu kadar ilgi görüyor? Yanıt: Çünkü bir zamanlar otoyolun altında kalan dereler, bugün kentin en sevilen yürüyüş alanlarına dönüştü. Su yeniden görünür hâle geldiğinde, çevresindeki hava sıcaklığı düşüyor, kuşlar ve bitkiler geri dönüyor. İnsanlar da öğle aralarında, akşamları bu kıyılarda vakit geçiriyor.

“Kamusal alan tasarımı bir sabır işi”

Soru: Bu projelerin en zor tarafı neydi? Yanıt: Esnafı ve mahalle sakinlerini sürece katmak. İlk başta trafik ve ticaret kaygıları vardı. Toplantılar, maketler ve geçici denemelerle insanlara sonucun nasıl görüneceğini göstermek gerekti. Kamusal alan tasarımı, teknik bir iş olduğu kadar bir ikna ve sabır işi. Mahalleli kendini sürecin parçası olarak gördüğünde, ortaya çıkan alanı da sahipleniyor.

Soru: Türk kentleri için ne söylersiniz? Yanıt: Anadolu kentlerinin pek çoğunda üzeri kapatılmış ya da kanala alınmış dereler var. Hepsini bir anda açmak gerçekçi olmayabilir ama küçük parçalarla başlamak mümkün. Bir mahalle parkı, bir yürüyüş yolu bile kentin suyla ilişkisini değiştirebilir. Önemli olan, suyu bir sorun değil, bir değer olarak görmek.