Yazılım, tasarım, restoran teknolojileri, yapay zekâ, müzik ve seyahat… Teknoloji girişimcisi Meftun Berber ile Belçika’da başlayan ve bugün Avrupa genelinde büyüyen dijital ekosistemini konuştuk.
Gazeteci: Meftun Bey; teknoloji, restoran yazılımları, mobil uygulamalar, tasarım, yapay zekâ, müzik ve seyahat gibi oldukça farklı alanlarda çalışmalarınız var. Bütün bu hikâyenin başlangıç noktası nedir?
Meftun Berber: Aslında hikâyenin başlangıcını yalnızca teknolojiyle açıklamak doğru olmaz. Ben her zaman yeni şeyler üretmeye, denemeye ve öğrenmeye meraklı biri oldum. 2008 yılında Belçika’ya taşındım ve 2021 yılına kadar orada yaşadım. Bu dönem benim hem kişisel hem de profesyonel hayatım açısından çok önemliydi. Belçika’da çalıştım, insanlarla tanıştım, iş yaptım ve yıllar içerisinde oldukça güçlü bir çevre oluşturdum.
Daha sonra Türkiye’ye döndüm ancak Belçika ile bağlantım hiçbir zaman kopmadı. Bugün Avrupa’da yaptığım çalışmaların önemli bir kısmının arkasında aslında o yıllarda kurduğum ilişkiler var.
Gazeteci: “İlişkiler” derken sadece iş bağlantılarından mı bahsediyorsunuz?
Meftun Berber: Hayır, tam tersine. Benim için en önemli tarafı da bu. Orada kurduğum ilişkiler sıradan müşteri-satıcı ilişkileri olarak kalmadı. Yıllar içerisinde bir çok insanla gerçek bir arkadaşlık ve karşılıklı güven ilişkisi oluştu.
Bugün Türkiye’de yaşıyorum ama Belçika’daki arkadaşlarımla hâlâ düzenli olarak görüşüyorum. Hatta bazen Türkiye’ye geldiklerinde bana danışıyorlar. Örneğin Karasu’ya yazlık almak için gelen Belçika’daki tanıdıklarım beni arayıp bölge hakkında fikir soruyor, yardımcı olmamı istiyor. Bu benim için çok güzel bir şey. Çünkü yıllar önce başlayan ilişkilerin bugün hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Dolayısıyla Avrupa benim için sadece ekonomik bir pazar değil. Orada yaşadığım yıllar boyunca oluşmuş gerçek bir sosyal ve profesyonel çevrem var.
Gazeteci: Bu durum Avrupa’daki iş modelinizi nasıl etkiliyor?
Meftun Berber: Çok etkiliyor. Bir pazara dışarıdan girerken önce insanları, kültürü ve iş yapma biçimini anlamanız gerekiyor. Ben ise Belçika’da uzun yıllar yaşadığım için bu süreci zaten deneyimledim.
Bugün Belçika, Fransa ve Almanya’daki işletmelerle çalışırken sadece teknik bir hizmet sağlayıcı olarak yaklaşmıyorum. İşletme sahibinin neye ihtiyacı olduğunu, müşterileriyle nasıl iletişim kurduğunu ve günlük operasyonlarında hangi problemlerin ortaya çıktığını anlamaya çalışıyorum. Bu nedenle geliştirdiğimiz ürünler de zaman içerisinde gerçek ihtiyaçlardan ortaya çıktı.
“Teknoloji benim işim, tasarım ve üretmek benim tutkum.”
Gazeteci: Bu ürünlerin başında NETMEF geliyor. Peki “NETMEF” ismi nereden doğdu?
Meftun Berber: Nereden gelecek, ben kendimi bildim bildiğimden beri bana zaten “Meftun Net” diyorlardı! 1999 yıllarında internet kafede arkadaşlarım Half-Life oynarken ben oyuna nasıl bot sokarım diye onu araştırıyordum. İnsanlar ICQ üzerinden sohbet ederken ben “Bu platform nasıl yapıldı?” diye arkasındaki sistemi çözmeye çalışıyordum. mIRC döneminde kanal kurup satıyorduk… Yani “Net” ile bu kadar özdeşleşmiş bir Meftun, ortaya başka nasıl bir marka ismi çıkarabilirdi ki? (Gülüyor)
Bugün tüm bu birikimi ve çalışmaları NETMEF LLC ve NETMEF Technologies çatısı altında, netmef.com üzerinden yürütüyoruz. NETMEF’i yalnızca bir web tasarım şirketi olarak düşünmüyorum. Web sitelerinden mobil uygulamalara, özel yazılımlardan dijital reklama, grafik tasarımdan video ve animasyona, domain, hosting ve sunucu hizmetlerine kadar geniş bir dijital hizmet alanımız var.
Bunun yanında kendi geliştirdiğimiz ürünler de bulunuyor. Özellikle restoran sektörü bizim için önemli. wonlinemenu.com altyapımız, restoranların kendi online sipariş sistemlerine sahip olmalarını sağlayan çözümlerimizden biri. Restoranlar kendi markaları üzerinden online sipariş alabiliyor ve bazı senaryolarda WhatsApp üzerinden sipariş süreçlerini de yönetebiliyor. Diğer tarafta ise kebabapps.com bulunuyor. Burada özellikle kebap, döner, pizza ve fast-food işletmelerine yönelik mobil uygulamalar geliştiriyoruz.
“Komisyonlu sistemlere haftalık ödedikleri parayı biz yılda sadece 1 defa alıyoruz desem yeridir. Bu sayede işletmeler nefes aldı.”
Gazeteci: Restoran teknolojilerinde wonlinemenu.com ve kebabapps.com ile komisyonsuz sisteme dikkat çekiyorsunuz. Peki bu fikir tam olarak nereden doğdu?
Meftun Berber: Aslında tamamen sahada yaşadığım kişisel bir tecrübeden doğdu. Ben yaklaşık 3 ay boyunca bizzat kendi Döner-Kebap dükkanımı işlettim. O süreçte şunu çok net gördüm: Komisyonla çalışan yemek platformları neredeyse emeğinize, fırınınıza, kasanıza ortak oluyor.
Açıkçası tanımadığım şirketlerin, benim gece gündüz çalışarak yorulduğum bir işte bana bu kadar yüksek oranlarla ortak olması zoruma gitti. Ben çalışıyorum, eti ben kesiyorum, paketi ben taşıyorum… Neden kazancımın büyük bir kısmını bu platformlara bırakayım?
Zaten yıllardır reklam ve dijital işlerini yaptığım esnaf arkadaşlarım vardı. Onları bu yükten biraz olsun kurtarma düşüncesiyle yola çıktım. Yavaş yavaş ikna edebildiğim işletmelere kendi sipariş sistemlerini, kendi altyapılarını kurdum. Tabii ki biz de bir yaşam mücadelesi veriyoruz; sunucu masrafı, hizmet bedeli gibi sabit ödemelerimizi alıyoruz ama oranlar kıyaslanamaz bile. Açık konuşmak gerekirse, komisyonlu sistemlere haftalık ödedikleri parayı biz yılda sadece 1 defa alıyoruz desem yeridir. Bu sayede işletmeler nefes aldı. Bazen iş dışında arayıp “İyi ki kanımıza girdin de bizi bu sisteme geçirdin” diyen esnaf dostlarımız oluyor. Bu teşekkürler benim için her şeyden kıymetli.
Gazeteci: Peki aynı modeli Türkiye’de uygulayabildiniz mi? Türkiye’deki durum nasıl?
Meftun Berber: Ne yazık ki Türkiye’de olmuyor. Ne yaptıysak olmadı, olmuyor. Büyük şehirleri bir kenara bırakıyorum; oralarda dev komisyoncu şirketlerin kendi kurye ağları var, kurye operasyonunu yönetmek zor olduğu için esnaf onlara mecbur kalabiliyor. Buna bir şey diyemem. Ama küçük ilçelerdeki esnafı anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
Paketi zaten kendin taşıyorsun, kurye senin kuryen. Küçük bir ilçedesin, müşterin belli, hemen hemen her gün aynı insan senden yemek yiyor. Kur kendi sipariş sistemini, müşterine anlat, kimseye komisyon ödeme, değil mi? Ama ne yazık ki bizim esnafımızda ciddi bir yaklaşım sorunu var. Bazen işletme sahibiyle konuşuyorum; “Kendi uygulamamı yapsam da fiyatı komisyoncu platformla aynı tutarım, nasıl olsa yiyen yiyor” diyor. Hatta bazen kendi telefonla sipariş fiyatı, komisyonlu sitedeki fiyattan daha pahalı oluyor! Telefon açıp “Bu nasıl olabilir?” diye soruyorum. Yaklaşık 5 yıldır Türkiye’deyim, bu mantığı ve düzeni hiç çözemedim. Tüketiciyi de, tükettireni de anlamakta bazen gerçekten zorlanıyorum.
Meftun Berber, yapay zekâ ve dijital sadakat sistemleri projelerine odaklanıyor.
Gazeteci: Mobil uygulamalara olan talep gerçekten arttı mı?
Meftun Berber: Kesinlikle. Özellikle restoran sektöründe bunu çok net görüyoruz. Bir dönem işletmeler için web sitesi yeterliydi. Daha sonra online sipariş sistemleri önem kazandı. Şimdi ise işletmeler kendi markalarıyla müşterilerinin telefonunda bulunmak istiyor. Bir restoranın kendi mobil uygulamasının olması; sipariş, kampanya, müşteri iletişimi ve sadakat açısından farklı imkânlar oluşturuyor. Bu nedenle mobil uygulama tarafında ciddi bir talep görüyoruz ve bu alan bizim için gelecekte daha da büyütmek istediğimiz alanlardan biri.
Gazeteci: EETCard da bu yaklaşımın bir parçası mı?
Meftun Berber: Evet. eetcard.com üzerinden sunduğumuz EETCard, işletmeler için geliştirdiğimiz dijital sadakat sistemi. Örneğin bir restoran müşterisine “10 döner alana bir döner ücretsiz” gibi bir sadakat kampanyası sunabiliyor. Geleneksel kartların dijital versiyonu gibi düşünebilirsiniz ama sistemin ileride çok daha geniş kullanım alanlarına sahip olmasını hedefliyoruz. Bugün restoranlar için geliştiriyoruz; ancak kuaförler, güzellik salonları ve farklı işletmeler için de kullanılabilecek bir altyapıya dönüştürmek istiyoruz. Buradaki temel fikir, işletme ile müşterisi arasındaki ilişkinin sadece tek bir satıştan ibaret olmaması.
Gazeteci: Peki NETMEF’in dışında tasarım tarafında da çalışmalarınız var.
Meftun Berber: Evet. eetdesign.com tarafında web tasarımı, grafik tasarım, animasyon, video ve reklam içerikleri üretiyoruz. Ben teknoloji ile tasarımın birbirinden ayrılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bir yazılım teknik olarak mükemmel olabilir ama kullanıcıya iyi bir deneyim sunmuyorsa eksik kalır. Aynı şekilde çok güzel görünen bir tasarım da teknik altyapısı güçlü değilse uzun vadede yeterli olmaz. Bu nedenle mümkün olduğunca bu iki tarafı birlikte yürütüyorum.
Gazeteci: Profesyonel çalışmalarınızın dışında oldukça yaratıcı hobileriniz de var.
Meftun Berber: Evet, bu taraf biraz daha kişisel. Yapay zekâ destekli müzik üretimi ve müzik klipleri hazırlamak benim için önemli bir hobi haline geldi. mefmusic.com adında bir müzik sitem ve buna bağlı YouTube kanalım bulunuyor. Burada farklı müzik türlerini deniyorum. Rock, blues, jazz, pop, elektronik ve deneysel müzikler üretiyorum. Bazen bir şarkı fikri ortaya çıkıyor, ardından bunun için bir klip veya görsel dünya tasarlıyorum. Yapay zekâ bu noktada çok ilginç bir araç haline geliyor.
Gazeteci: Yani yapay zekâyı sadece ticari işlerde değil, kişisel yaratıcılığınızda da kullanıyorsunuz.
Meftun Berber: Kesinlikle. Yapay zekânın insanların yaratıcılığını ortadan kaldıracağını düşünmüyorum. Doğru kullanıldığında tam tersine insanların daha önce yapamadıkları şeyleri denemesine olanak sağlayabilir. Ben de yeni teknolojileri denemeyi seviyorum. Bir gün yazılım geliştiriyorum, başka bir gün bir müzik üzerinde çalışıyorum, başka bir gün yapay zekâyla bir video veya animasyon deniyorum. Bunların hepsi benim için aynı merak duygusunun farklı sonuçları.
Gazeteci: Seyahat de bu hikâyenin içinde.
Meftun Berber: Evet. Seyahat etmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi de seviyorum. Bu nedenle teknoloji ve iş çalışmalarımın yanında bir de gezi projem bulunuyor. geziyorum.be üzerinden gezi ve seyahat içerikleri hazırlıyorum. Ayrıca kişisel web sitem meftun.net üzerinden kendi çalışmalarım, projelerim ve ilgi alanlarımla ilgili içerikler paylaşıyorum. Aslında internetteki kişisel varlığımı da tek bir alana sıkıştırmak istemiyorum. netmef.com profesyonel tarafımı, meftun.net kişisel tarafımı, mefmusic.com müzik çalışmalarımı, geziyorum.be ise seyahat merakımı temsil ediyor.
Gazeteci: Bu kadar farklı projeyi aynı anda yürütmek bir tercih mi?
Meftun Berber: Sanırım biraz karakter meselesi. Tek bir konuya yıllarca odaklanıp aynı şeyi tekrar etmekten ziyade yeni bir şey öğrenmek beni daha fazla motive ediyor. Ama bütün bu alanların birbirinden tamamen kopuk olduğunu da düşünmüyorum. Yazılım geliştirirken kullanıcı deneyimini düşünüyorum. Tasarım yaparken teknolojiyi düşünüyorum. Müzik üretirken görsel tarafı düşünüyorum. Seyahat ederken içerik üretmeyi düşünüyorum. Bir alanda öğrendiğim bir şey diğer alanda işime yarayabiliyor.
Gazeteci: Önümüzdeki dönemde NETMEF açısından hangi alanlara odaklanmayı düşünüyorsunuz?
Meftun Berber: Özellikle Avrupa pazarındaki çalışmalarımızı büyütmek istiyorum. Web ve yazılım hizmetlerinin yanında mobil uygulamalar, restoran teknolojileri, sadakat sistemleri ve yapay zekâ destekli dijital çözümler üzerinde daha fazla çalışmak istiyoruz. Özellikle kendi geliştirdiğimiz ürünleri farklı ülkelere ve sektörlere taşımak önemli. Çünkü artık işletmelerin ihtiyacı yalnızca bir web sitesi değil. Web sitesi, mobil uygulama, online sipariş, ödeme, müşteri sadakati, reklam ve içerik üretimi birbirine bağlı hale geldi. Biz de bu ekosistemin mümkün olduğunca fazla bölümünü tek bir yapı içerisinde çözebilmek istiyoruz.
Gazeteci: Son olarak, sizi bütün bu çalışmaların ortasında tek bir cümleyle tanımlamak gerekirse?
Meftun Berber: Sanırım “üretmeyi seven bir teknoloji girişimcisi” diyebilirim. Ama kendimi yalnızca girişimci olarak da görmüyorum. Teknoloji benim işim, tasarım ve üretmek benim tutkum, müzik ve seyahat ise hayatımın başka renkleri.
2008’de Belçika’da başlayan yolculuğum, 2021’de Türkiye’ye dönmemle sona ermedi. Tam tersine, orada kurduğum ilişkiler ve edindiğim deneyimler bugün Avrupa’ya yönelik çalışmalarımın temelini oluşturmaya devam ediyor. Şimdi hedefim, yıllar içerisinde edindiğim bu deneyimi teknoloji, yaratıcılık ve yeni nesil dijital ürünlerle birleştirerek daha geniş bir coğrafyada yeni projelere dönüştürmek.